Bu, ailelerden en sık duyduğumuz sorulardan biri. Ancak cevabı net:
Hayır.
Beslenme güçlüğü yaşayan çocuklarda aç bırakmak bir çözüm değildir. Aksine, uzun süre aç kalan çocukların kaygısı artabilir, enerjileri düşebilir ve yemeğe karşı daha fazla direnç geliştirebilirler. Bu nedenle beslenme terapisinde amacımız çocuğu aç bırakarak yemek yedirmek değil; besinlerle güvenli bir ilişki kurmasını sağlayarak, kendi hızında ve kalıcı bir şekilde beslenme becerilerini geliştirmektir.
Çocuklarda Beslenme Neden Bu Kadar Önemli?
“Benim çocuğum çok yemek seçiyor.”, “Yeni hiçbir şeyi denemiyor.”, “Sadece birkaç yiyecek yiyor.” Bu cümleleri seanslarda velilerimden oldukça sık duyuyorum. Çoğu zaman da aileler bunun sadece bir inatlaşma ya da alışkanlık olduğunu düşünüyor. Oysa beslenme, dışarıdan göründüğü kadar basit bir konu değil.
Yemek yemek aslında sonradan öğrenilen bir beceri. Nasıl ki çocuk yürümeyi, konuşmayı ya da kalem tutmayı zamanla öğreniyorsa, beslenme de aynı şekilde gelişen bir süreç. Bu yüzden her çocuk aynı hızda ilerlemeyebilir.
Beslenme sadece yemek yemek değildir !
Beslenme dediğimiz şey sadece lokmayı ağza atıp çiğneyip yutmak değildir. Çocuğun besini görebilmesi, ona yaklaşabilmesi, dokunabilmesi, koklayabilmesi, ağzına götürebilmesi, çiğneyebilmesi ve güvenli bir şekilde yutabilmesi gibi birçok beceri aynı anda çalışır. Ek gıdaya yeni başlayan bebekleri düşünebilirsiniz deneyimler aşamalı olarak gerçekleşir ve ilerler bazı süreçler zorlar bazı süreçler beklenilenden çok daha kolay işerler. Bunun yanında duyusal sistem, ağız motor becerileri, dikkat, postür ve hatta çocuğun kendini güvende hissetmesi bile beslenmeyi doğrudan etkiler.
Bu yüzden bazen “Neden yemiyor?” sorusunun tek bir cevabı olmaz.
Beslenmenin basamakları
SOS Beslenme Yaklaşımı’nda çocukların yeni bir besini kabul etmesinin bir süreç olduğu kabul edilir. Yani çocuk bir besini gördüğü anda yemek zorunda değildir.
Beslenme 6 adım 32 basamaktan oluşan kompleks bir durumdur.
✅ Tolerans
✅ Etkileşim
✅ Koklama
✅ Dokunma
✅ Tatma
✅ Yeme
Aslında her basamak bir sonraki adımın hazırlığıdır. Biz yetişkinler genellikle son basamağı, yani yemesini görmek istiyoruz. Ama çocuk daha ilk basamaklardaysa, onu yemeye zorlamak çoğu zaman süreci hızlandırmak yerine zorlaştırabiliyor.
Peki her yemek seçen çocukta bir problem var mıdır?
Hayır.
Çocukların belirli dönemlerde bazı besinleri reddetmesi oldukça normaldir. Özellikle okul öncesi dönemde yemek seçiciliği sık görülebilir.
Ancak bazı durumlarda bu seçicilik normal sınırların dışına çıkabilir. Örneğin;
* Besin çeşidi giderek azalıyorsa,
* Yeni besinleri uzun zamandır hiç kabul etmiyorsa,
* Yemek sırasında yoğun kaygı yaşıyorsa,
* Öğürme veya kusma davranışı oluyorsa,
* Belirli doku, renk ya da kokudaki besinleri tamamen reddediyorsa,
* Ailenin günlük yaşamı beslenme nedeniyle ciddi şekilde etkileniyorsa,
daha ayrıntılı bir değerlendirme yapmak gerekir.
Seçici beslenme ile Pediatrik Beslenme Bozukluğu aynı şey değildir !
Bu iki kavram bazen birbiriyle karıştırılıyor.
Seçici beslenen çocuklar yine de farklı besin gruplarından yeterli sayıda besin tüketebilir ve büyüme gelişmeleri normal devam edebilir.
Pediatrik Beslenme Bozukluğu ise çok daha kapsamlı bir durumdur. Çocuğun beslenmesi; tıbbi, duyusal, oral-motor veya psikososyal nedenlerden biri ya da birkaçından etkilenebilir.
Klinikte dikkat ettiğimiz önemli noktalardan biri de çocuğun düzenli olarak tükettiği besin sayısıdır. Eğer tükettiği besin sayısı yaklaşık 20’nin altındaysa ve bu sayı zamanla daha da azalıyorsa, bunu sadece “yemek seçiyor” diye değerlendirmeyiz. Böyle durumlarda ayrıntılı değerlendirme yapmak oldukça önemlidir.
Beslenme terapisinde nasıl ilerliyoruz?
Ailelerin en çok merak ettiği konulardan biri de bu oluyor.
Beslenme terapisinde amacımız çocuğa zorla yemek yedirmek değildir. Önce çocuğu tanımaya çalışıyoruz. Duyusal özelliklerine, ağız motor becerilerine, çiğneme ve yutmasına, oturma pozisyonuna, beslenme geçmişine ve aile rutinlerine birlikte bakıyoruz.
Sonrasında çocuğun hazır olduğu basamaktan ilerlemeye başlıyoruz.
Seanslarda bazen besinlerle oyun oynuyoruz, bazen sadece dokunuyoruz, bazen kokluyoruz. Bazı çocuklar için ilk hedef besini masasında tutabilmek olurken, bazı çocuklar için yeni bir lokmayı çiğnemek hedef olabiliyor.
Yani her çocuğun terapi planı birbirinden farklıdır. Çünkü her çocuğun ihtiyacı da farklıdır.
Son olarak…
Beslenme terapisi sabır isteyen bir süreçtir. Küçük gibi görünen her adım aslında büyük bir gelişimin parçasıdır. Bugün sadece dokunabildiği bir besini, birkaç hafta sonra koklayabilir; bir süre sonra da tadına bakabilir.
Bu yüzden sürece sadece “yedi” ya da “yemedi” diye bakmıyoruz. Çocuğun besinle kurduğu ilişkinin her geçen gün biraz daha güçlenmesini hedefliyoruz.
Unutmamak gerekir ki beslenme doğuştan gelen bir beceri değil, öğrenilen bir beceridir. Doğru destekle ve çocuğun hızına saygı duyarak bu beceriyi geliştirmek mümkündür.

